ŞİİR
7/8/2005
-
DÜĞÜN
14/7/2005
-
MERHABA
|

M E R H A B A
Merhaba Ey hüsn-ü zaman merhaba,
Merhaba Ey derde derman merhaba
Merhaba Ey feryad-ü figanım merhaba
Merhaba Ey canım cananım merhaba
Merhaba Ey gönül köşküm merhaba
Merhaba Ey sanal aşkım merhaba
Merhaba Ey karagözlüm merhaba
Merhaba Ey açık sözlüm merhaba
Merhaba Ey bağban gülü merhaba
Merhaba Ey Anzer balı merhaba.
Merhaba Ey bilge hocam merhaba
Merhaba Ey dilde hecem merhaba
Merhaba Ey sevda bend’im merhaba
Merhaba Ey can efendim merhaba.
Merhaba Ey yağmur kokum merhaba
Merhaba Ey dilde lokum merhaba
Merhaba Ey kucak, kulaç merhaba
Merhaba Ey dest-i ilaç merhaba
Merhaba Ey hasret korkum merhaba
Merhaba Ey dilde türküm merhaba
Merhaba Ey gönül kuşum merhaba
Merhaba Ey rüyam düşüm merhaba.
Merhaba Ey çiğ damlası merhaba
Merhaba Ey gülün hası merhaba
Merhaba Ey güzel gönül merhaba
Merhaba Ey dil-i bülbül merhaba.
Merhaba Ey kalp yangını merhaba
Merhaba Ey gönül zengini merhaba
Merhaba Ey hazzım, neşem merhaba
Merhaba Ey güzel Ayşe’m merhaba
Hakan
14.07.2005
|
Yorum (
yok
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
6/7/2005
-
AH-Ü ZAR
|
AYRILIK
Hazan yeli esti birden bu gece
Sararıp soldum, güze döndü baharım
Ayıldım, ayrılığın kucağına düşünce,
Durulmam gayrı deli coşkun çağlarım,
Sabah olur akşam olur ağlarım.
Ah-u zara düştüm, benim eserim,
Yar konuşmazsa ben dünyaya küserim
Hançer vurur can evimi keserim
Ciğerimi kızgın şişle dağlarım
Sabah olur akşam olur ağlarım.
Cananı arar bülbül, gül dalından sorar,
Bülbülünkinden daha büyük derdim var.
Gül yitirdim bağda, bak gönlümde har,
Nerde benim gonca güllü bağlarım
Sabah olur akşam olur ağlarım..
Eyy.. İyiliklerin kadim perisi,
Eyy.. En güzel Ayşelerin Ayşesi
Nerdesin caanım. Eyy ciğerimin köşesi
Bin derdime yeni dertler bağlarım,
Sabah olur akşam olur ağlarım…
Ruhuma ayrılık acısı çöktü demiştim.
İç sıkıntısı bilmem nerden bilmişim,
Beş Temmuzda gece üçte ölmüşüm,
Mezarım olsun nerde benim dağlarım
Sabah olur akşam olur ağlarım.
Hakan
05.07.2005
|
Yorum (
yok
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
24/6/2005
-
Dünüşünü Bekliyorum
|
| |
Seni ben bekliyorum, göğsüm açık, bağrım açık;
Hançer ol, göğsüme saplan; ecel ol, karşıma çık;
Çalmamış bir gece mademki felekten gönlüm,
Gelecek, bâri elinden dilerim gelsin ölüm.
Toprağın rengi kanımdan kızarırken, yer yer,
Uzanıp, sapsarı, son bûsemi koymazsam eğer
O benim kalbimi göğsümden ayırmış çeliğe,
Gezsin ismim yedi kat gökte bu gün kahpe diye,
Beni kahretmeden âlemde o bîgâne duruş,
Bana sal yalvarırım pençeni ey yırtıcı kuş!
İşte ben bekliyorum, göğsüm açık, bağrım açık;
Hançer ol, göğsüme saplan; ecel ol, karşıma çık.
Faruk Nafız Çamlıbel | |
|
Yorum (
yok
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
19/6/2005
-
|
Sürgün Ülkeden Başkentler Başkentine
................
Senin kalbinden sürgün oldum ilkin Bütün sürgünlüklerim bir bakıma bu sürgünün bir süreği Bütün törenlerin şölenlerin ayinlerin yortuların dışında Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim Af dilemeye geldim affa layık olmasam da Uzatma dünya sürgünümü benim Güneşi bahardan koparıp Aşkın bu en onulmazından koparıp Bir tuz bulutu gibi Savuran yüreğime Ah uzatma dünya sürgünümü benim Nice yorulduğum ayakkabılarımdan değil Ayaklarımdan belli Lambalar eğri Aynalar akrep meleği Zaman çarpılmış atın son hayali Ev miras değil mirasın hayaleti Ey gönlümün doğurduğu Büyüttüğü emzirdiği Kuş tüyünden Ve kuş sütünden Geceler ve gündüzlerde İnsanlığa anıt gibi yükselttiği Sevgili En sevgili Ey sevgili Uzatma dünya sürgünümü benim
Bütün şiirlerde söylediğim sensin Suna dedimse sen Leyla dedimse sensin Seni saklamak için görüntülerinden faydalandım Salome'nin Belkıs'ın Boşunaydı saklamaya çalışmam öylesine aşikarsın bellisin Kuşlar uçar senin gönlünü taklit için Ellerinden devşirir bahar çiçeklerini Deniz gözlerinden alır sonsuzluğun haberini Ey gönüllerin en yumuşağı en derini Sevgili En sevgili Ey sevgili Uzatma dünya sürgünümü benim
Yıllar geçti saban ölümsüz iz bıraktı toprakta Yıldızlara uzanıp hep seni sordum gece yarılarında Çatı katlarında bodrum katlarında Gölgendi gecemi aydınlatan eşsiz lamba Hep Kanlıca'da Emirgan'da Kandilli'nin kurşuni şafaklarında Seninle söyleşip durdum bir ömrün baharında yazında Şimdi onun birdenbire gelen sonbaharında Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim Af dilemeye geldim affa layık olmasam da Ey çağdaş Kudüs (Meryem) Ey sırrını gönlünde taşıyan Mısır (Züleyha) Ey ipeklere yumuşaklık bağışlayan merhametin kalbi Sevgili En sevgili Ey sevgili Uzatma dünya sürgünümü benim
Dağların yıkılışını gördüm bir Venüs bardağında Köle gibi satıldım pazarlar pazarında Güneşin sarardığını gördüm Konstantin duvarında Senin hayallerinle yandım düşlerin civarında Gölgendi yansıyıp duran bengisu pınarında Ölüm düşüncesinin beni sardığı şu anda Verilmemiş hesapların korkusuyla Sana geldim ayaklarına kapanmaya geldim Af dilemeye geldim affa layık olmasam da Sevgili En sevgili Ey sevgili Uzatma dünya sürgünümü benim
..............
Sezai KARAKOÇ
|
Yorum (
yok
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
16/6/2005
-
Beklenen
|

Beklenen
Ne hasta bekler sabahı Ne taze ölüyü mezar Ne de şeytan bir günahı Seni beklediğim kadar
Geçti istemem gelmeni Yokluğunda buldum seni Bırak vehmimde gölgeni Gelme artık neye yarar
nfk
|
Yorum (
1
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
12/6/2005
-
Gül ve Bülbül
|

GÜL VE BÜLBÜL
|
Gül esasında beyazdı bir zamanlar..
Birgün etrafında şakıyarak ona aşkını sunan bülbülü azarlayıp kovunca, bülbül divane kesildi.. Sinesini gülün dikenlerine çaldı..Vurdukça takati kesildi ve düşüp öldü..
Gül aşkı için canından bile vazgeçen bülbülün ölümünden öyle üzüntüye kapıldı ki, gövdesini boyayan kanı emdi ve o günden sonra da kızıl açmaya başladı... O aşktan kala kala silinmeyen bir üzüntü ve bülbülün kanının hatırası kaldı gülde... Derler ki; O üzüntü gülün ömrünün az oluşunun da sebebidir... |

|
Yorum (
1
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
8/6/2005
-
Ne oldu bana
|

NE OLDU BANA…
Havalandı da bir zaman deli gönlüm
Akıl başta iken, her soruya bil oldum.
Kar yağdı ruhuma, ben çığlara gömüldüm
Ağladım yakardım, bu dünyadan sil oldum.
Narına yandım, uğruna helak oldum o kızın
Düştüm ardına sevgi bilmez vefasızın
Ayak altında kaldım her geçene yol oldum.
Nida çıkmaz oldu benden, dil tutuldu lal oldum.
Avuçladım ben, gökyüzündeki yıldızları,
Yazılar yazdım su üstüne, göl oldum,
Şaştım kaldım ki, ateş eritmez buzları
Dost kapısında divan durdum, kul oldum.
İpeklerle her gece karanlığı örerdim,,
Peşinden koşardım, her yüzüme gülenin.
Elimden tuttu dost, ben peşine gel oldum.
Kızgın fırında idim yandım bittim kül oldum.
Ağyar elinde iken, gönlüm oyuncak.
Ben dostuma hicap oldum tül oldum.
Lamelif gibi kaşlarını, şimdi çatacak
Ağırdım kaya gibi, bak eridim kil oldum..
Sanırdım bu gönül onmaz bir daha,
Işık salmaz bu yürek yanmaz bir daha,
Narına düştüm, canlandım ben hal oldum.
Ablanın eli değdi, gonca oldum gül oldum.
………….Benim bu şiiri yazmama vesile olduğun için…
Allah senden razı olsun…………….
|
Yorum (
yok
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
5/6/2005
-
Hayal ve Gerçek
25/5/2005
-
Ay dost
|
AYŞE İPEK KAYA
 |
|
|
AY DOST!..
Ay dost!. Sen Gır şehrinin gülüsün, Durmaz ki gönül, her an dost arar Ay dost!.. Sen ki muhabbet bülbülüsün Hep dost arardım, şimdi dostumda var, Varsın artık açmasın o ıhlamurlar..
Yalnızdım cihanda ben yapayalnız Yangın yerinde üşür, bedenim buz Akşamları “selam” diyor bir güzel kız, Bu muhabbet ki, beni hayata bağlar Varsın artık açmasın o ıhlamurlar..
Şekiller kararıp renkler kaçınca Karanlıkta bir başıma kalınca, Şafak vakti kelimeler boyunca Bana şiirlerden bir pınar sağlar, Varsın artık açmasın o ıhlamurlar..
Eskidi pabuçlarım gezdim avare Yürek delik-deşik ciğer bin pare Garipliğe, durgunluğa işte bu çare Deli gönlümde artık nehirler çağlar Varsın artık açmasın o ıhlamurlar..
İlk yaz yağmuru gibi geldin bir gece, Türkülerde nağme, şiirde hece Arzular çelimsiz, ıstırap cüce. Neredeyse gelecek, vaktimiz dar Varsın artık açmasın o ıhlamurlar..
Parayla pulla alınmaz bu servet Evet servet bu.. Onunla muhabbet Kemlik, kötülük bir olsada, Şayet O iyilik barındıran bir hisar Varsın artık açmasın o ıhlamurlar..
Eski kent ile kırda iki şehir, Menzil uzakda, yok vuslata tehir Geri döndüm artık, kapansın kabir.. Şimdi ölsem bile, reddeder mezar Varsın artık açmasın o ıhlamurlar..
Konanlar göçer, bu dünya bir eşik Yalnız göçecektim, gönlüm alışık Karanlıktı yarınlar, doğdu bir ışık İsyan etti gönlüm, bana sitemkâr Varsın artık açmasın o ıhlamurlar..
Kaç gece geçirdim, gözüm şafakta Bir ışık bir umut yokken ufukta Benliğim silindi beynim tutukta Düşüncem durdu ki, aklıma zarar Varsın artık açmasın o ıhlamurlar..
Ay dost! Seninle yırttım karanlığı Yüreğimde kurdum gönül hanlığı Dosta köle olda, yık hakanlığı Karamsar değilim, kalmadım naçar Varsın artık açmasın o ıhlamurlar..
Yatak dürter beni sıfır üçlerde Selam yolladım bütün kuşlarda Bir gül idin, gördüm seni düşlerde Ruhum durmaz ki hep bedenden firar Varsın artık açmasın o ıhlamurlar..
Ay dost dedim. Ay dost dostun çığlığı Ay dost! Bu dağ hangi çiçeğin dağı Bu dağda kurulmuş gönül otağı Çiçek dağda türlü çiçekler açar Varsın artık açmasın o ıhlamurlar..
|
|
|

|
Yorum (
8
) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
|
|
Hakkımda
Güller ve Şiirler |
|